OkuyaROCK ve Sonrası…

Merhaba dostlar,

Öncelikle bu yazımı yazmamdaki sebep açık ve net.Burada genel olarak bu camianın içinde 23 yılımı geçirmiş bir müzisyen olarak sizlerle gözlemlediğim bir takım şeyleri paylaşmak istedim…

Müziğe klavyeci olarak başladığım ilk zaman ilk grubumun bir kitaplığı vardı.İçinde yurt dışından getirilen bazı metal dergileri ve yanlış hatırlamıyorsam her hafta sonu çıkan ŞEBEK Heavy Metal dergisinin serileri vardı.Müzik yapmanın dışında kalan zamanlarda mutlaka o küçük ve karanlık çalışma ortamımızda bu dergileri okur, tartışır ve o dönem internet olmadığı için, İstanbul’a giden arkadaşlarımızdan rica ederdik.Örneğin Saxon grubunun şu albümü diye; ya da dergide yer alan adreslerdeki satılık kaset, takas kaset ilanlarına ulaşırdık.İşte o dönem heavy metali keşfetmenin en iyi yolu buydu ve keşfettikçe hayran olduğumuz birçok ismi görmeden, hiçbir videosunu izlemeden sadece müziğiyle hayran olanlardandık biz.İlk grubum bir Black Metal grubuydu ama diğer türleri de bilmek ve öğrenmek zorundaydık.O yıllarda sadece Cradle Of Filth coverlayarak bu işin olmayacağını biliyorduk.İşte o açıdan bir çok grubu, hikayesini hatta şarkı sözlerini bu dergilerden öğrenmiştik.En çok bulunan kasetler Metallica, Megadeth ve Iron Maiden’a ait albümlerdi.Ülkemizden de Asafated, Pentagram, Objektif ve Whisky gibi isimleri takip ediyorduk.Cradle Of Filth ve Rotting Christ albümleri ise İstanbul’dan ulaşmıştı bize.Prova sonrası oturup bu dergileri incelerken öğrendiğimiz konuları tartışırdık kendi içimizde ve bizim gündemimiz Mayhem’di elbette.Hikayeleri bizi çok cezbetmişti ve her hafta gündemimiz değişirdi.İlerleyen zamanlarda Mustaine mi? Kırk mü? Bruce neden yok Maiden da, lanet olası Blaze, Sepultura mı Pantera mı? gibi birbirinden farklı konulara evrildi tartışmamız ve elbette az ama öz edindiğimiz, hayranlık beslediğimiz gruplara olan hayranlıklarımız ve yarattıkları her güzellik…Bunları da tartışır, imkansızlıklar içinde çalmaya çalışırdık.İşte öyle güzel zamanlardı…

O zamanların en güzel yanı, sihiri neydi biliyor musunuz? Yeni gruplar, yeni tarzlar keşfetmek için aldığımız o dergileri okumak, o dergiler sayesinde keşfettiğimiz yeni grup, tarzları tartışmak ve sonucunda öğrenmek.Gelelim şimdiye…Bu hala öyle mi? Maalesef üzülerek bunu görüyorum.Etrafta mükemmel fanzin ve dergiler var hatta her şeyi geçtim internet var ve gözlemlediğim kadarıyla gençliğin çoğu okumuyor, araştırmıyor sadece konuşuyor, boş boş eleştiri adı altında yorumlar yapıyor.Örnek vereyim yabancı gruplara olan hayranlıklarımız çok yoğun olsa da, o dönem keşfettiğimiz yerli gruplarımıza tapıyor ve babalar neler yapmış diyerek büyük bir zevkle dinliyorduk.Mavi Sakal, Asafated, Pagan, Pentagram, Devil, Whisky, Kronik, Metalium gibi gruplar onca zorluk altında albümler yapıyor ve bizlerde bu albümlerle kendimizden geçiyorduk..Ve her birimize bu grupların demo yada albümleri mutlaka vardı.Şimdi ise bir yerli grup albüm yaptığında ya da yeni bir single yayınladığında hemen yerde yere vurma seansları başlıyor ve bunlar eleştiri adı altında yapılıyor, albüm alınmıyor, destek yok.Sadece dislike atma çılgınlığı ya da uslüpsuzca hakaret vs…Birçok dergi, fanzin var satın alınmıyor, neden; çünkü çok pahalıymış.Biz ne yapalım.O yıllarda okul harçlıklarıyla bir haftada biriken paralarımızla hem dergi alıyor hem de kasetler alıyorduk.Bir gün olsun şikayet etmedik halimizden.Şimdiki gençler ise ne okuyor, ne araştırıyor, ne dinliyor sadece yorum yapıyor.Neymiş Metalium‘u beğenmemiş, neymiş Black Sabbath çalmaktan utanırmışlar.işte bu gibi örneklere sahibiz bu günlerde…

Bu gibi durumlara artık üzülüyorum; hatta maalesef kızıyorum.Sevgili üstad Mehmet Perdeci her yazdığı yazıyla o kadar doğru yerlere değiniyor ki, ben bile ondan bugün bir şeyler öğrenmekten onur duyarken, kimileri kendisinin yazdıklarından rahatsız oluyorlarmış.Bunu orda burda dile getiriyorlar.

Olun efendim, rahatsız olun.Türkiye‘de biraz araştırırsanız bu müzik bugünlere kolay gelmedi.80’lerden beri emeği olan ustalar birçok yönden bedeller ödedi.Gitar teli bile bulamadılar zamanında.Konserlerde az ama öz hakiki metal kitlelerine çalarlarken, bin bir zorluklar yaşadılar.Kusura bakmayın da bu Baba isimleri eleştirmek kimsenin haddine olmadığı gibi, bizim de değil.Bu noktada bazı acı gerçekleri konuştuğumuz ya da yazdığımız için sevgili Perdeci ya da bir başka üstadı yargılamakta bir şey bilmeden atıp tutanlara düşmüyor.İlk önce bu müziğin tarihini ve bu ülkede ilk grupların nasıl uyguladıklarını, ve o dönemleri bir araştırın bakalım, ondan sonra birilerini yargılama girişiminde bulunun kardeşlerim; tabi buna hakkınız varsa…

Evet arkadaşlar burada bunları yazarken, amacım kimseyi kırmak ya da yermek değil; aksine her genç grubun ve kardeşimin yanındayım.İster tarzlarına tapayım, ister tarzlarından nefret edeyim.Bu fark etmez.Çünkü heavy metal hala ülkemizde çok zor şartlarda yapılıyor ve gerek kurucusu olduğum İskelet Rockzine, gerekse editör ve yazar olarak görev aldığım ve bundan büyük mutluluk duyduğum Rock İstasyonu bunun, yani yerli gruplarımız için var.

Bu sebeple düşüncelerimi sizlerle paylaşmak istedim, istedik ve istiyoruz da…Taş gibi gruplarımız var farklı farklı tarzlarda ve yurt dışındaki türlerine taş çıkaracak kadar başarılı olan ve yolun çok başında olan.Sizlerden ricamız lütfen imkanlarınız el verdiğince fanzinlere, yerli gruplarımıza sahip çıkın.Onları yermek yerine destekleyin.Bugün var olan ve her biri belirli yaşta olan ustalarımıza sarılalım.Herkesten ve her şeyden çok 23 yılımı verdiğim metal camiasına güveniyorum.Çünkü biz koca bir aileyiz.

Konserlerde, etkinliklerde ve içinde heavy metal olan her güzel şeyde görüşmek üzere…Birbirimize sımsıkı sarılalım ve bizi bizden başkasının daha iyi anlamayacağını unutmayalım.

Sevgiyle kalın…

Hakkında Gökhan Toker

Diğer Haberler

Müzik Sektöründeki Vurdumduymazlık!

Herkese merhaba! Bu sefer bir yazıyla değil, bir podcastle karşınızdayım. Belki bilenleriniz vardır, bir süredir …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: