Duruş, Kuruş ve Son Dönemde Müzik… – Bonus: Kurban Gülümsetti

Merhaba Rockistasyonu.com takipçileri ve Rock, metal, hatta alternatif müzikseverler. En son yazımı geçtiğimiz yıl albüm kritiği üzerine yazmışım. Farkettim ki; bu süreçte sitemizde rutin haber yayınlamak dışında ne yazı, ne röportaj ne de Rocken programımızın devamlılığını sağlamışım. Haberlere ek olarak; bu yılbaşında başladığımız hem haftalık, hem aylık olarak güncelleyip paylaştığımız, haftanın yeni çıkanlarına yer verdiğimiz “Rock İstasy10u” ve yine ay içerisinde yayınlanan “50” şarkıdan oluşan “İstasyon Panorama” Spotify listelerimiz var. Meraklıları Spotify’dan ulaşabilir. Bu söz konusu listeleri diğer platformlara da taşıma düşüncemiz olduğunu dipnot olarak ekleyeyim…

Evet; uzun zamandır yazmıyorum dedim. Sebebine gelecek olursak; işlerimin yoğunluğu, bunun yanı sıra sektörde gözlemlediğim bazı hoşuma gitmeyen durumlarla karşılaşmam ve bunun getirdiği soğukluklar diyebilirim.

Aslında bu yazımın içeriği sadece son zamanlarda çıkan birbirine benzer şarkılar, cayır cayır rock, metal müzik yapan sanatçı ya da grupların disko müziklerine yönelmeleri gibi konular üzerine olacaktı fakat yukarıda da belirttiğim “hoşuma gitmeyen durumlar”ın bugün bile devam ettiğini gördüğüm için müsaadenizle bununla ilgili düşüncelerimi paylaştıktan sonra asıl konuya dönüş yapacağım.

Hayatlarımızda hemen hemen hepimizin, kendine idol olarak gördüğü bir aile bireyi-yakını, bir ünlü, bir yazar veya sanatçı vardır. Kimimiz sadece yaptıkları işlerle, sanatlarıyla ilgilenebilir, kimimiz ise onların sosyal medyada söyledikleri ve gerçek hayatta aynısını uyguladıklarını düşündüğümüz şeyleri, örneğin verdikleri röportajlarda demeçleriyle de ilgilenir, davranışlarını kendimize örnek alabiliriz. Bu gayet doğal bir durum. “Bir sanatçının sanatını yapması yeterli midir? Bizi ilgilendiren kısmı sadece yaptığı sanat mıdır?” Her sanatçının, grubun bir duruşu olmak zorunda mıdır?” bunlar tartışmaya açıktır. Lakin; bana kalırsa özellikle göz önünde olan, herkesin iyi kötü bildiği isimlerin ilk günden beri sergiledikleri bir duruş varsa bu duruştan taviz vermemeleri gerektiği düşüncesindeyim. Zaten özde bir rock, metal sanatçısı ya da dinleyicisi olmak bunu gerektirmiyor mu? Bu duruşlarından taviz veren sanatçılar, gruplar dinleyicilerini hayal kırıklığına uğrattıklarında, dinleyicileri veya sadece müzikseverler tarafından (hakarete varmadığı sürece) eleştiriye uğradıklarında alınıp, gücenmesin. Böyle bir durumda yapılan eleştiriler hiç umurlarında olmuyorsa bile, kendilerini az önce parantez içinde belirttiğim gibi; hakarete varmadığı sürece eleştiren müzikseverlere laf sokma çabalarına girmeleri bana göre kendilerini daha antipatik yapmakta. Nasıl güzel işler yaptıklarında dinleyici tarafından alkışlanıyorlarsa; bir hata yaptıklarında da (hatasız kul olmazmış) eleştirilere açık olmaları gerekmez mi?

Hadi en başından beri bir duruş sergilemeyen isimler bir kenara, bir duruşu olduklarını bildiğimiz sanatçıların, grupların zamanında demediklerini bırakmadıkları, daha önce sahne almış olsalar dahi bir daha o festivalde sahne almayacakları gibi söylemleri, sosyal medyada biz dinleyicilerin şahit olduğu ağız dalaşına girmelerini görmemizden sonra, şimdi bir şey olmamış gibi yeniden o festivalde sahne alacak olmalarını görmek gerçekten hayal kırıklığı yaratıyor. İnsan “duruşun yerini kuruş mu aldı?” diye sormadan edemiyor. Bunun en yakın örneğini yakın zamanda düzenlenen bir metal festivalinde de gördük. Farkındaysanız “şu sanatçı, bu grup, bu festival” demiyorum. Ama yazıyı okuduğunuzda ilk aklınıza gelecek olanlar olduğu gibi, emin olun birden fazla isim var. Sektörü ve gündemi yakından takip edenler zaten kimlerden bahsettiğimi az çok bilecektir. Bu yazıyı planlamadan önce, yazımın başlarında da belirttiğim gibi konu bu değildi ama içlerinde gerçekten şarkıları kadar kendilerini de sevdiğim, değer verdiğim, yeri geldiğinde örnek aldığım, uzun süredir takipçisi olduğum ve iyi kötü sohbetimin olduğu isimler olduğu için ben de hissettiğim bu hayal kırıklığına değinmeden geçmek istemedim. Biz ne kadar dillendirirsek dillendirelim, sektörde her konuda bir şeylerin değişeceğine dair zerre umudumun olmadığını da söylemeden geçemeyeceğim. 

Gelelim yazmak istediğim asıl konuya. Bir tek bana mı öyle geliyor bilmiyorum ama son zamanlarda istisnalar dışında çok kötü şarkılar çıktığını; duymak istediğimiz soundlara hasret kaldığımızı düşünüyorum. Tabi ki bir müzisyen, sanatçı veya grup, alıştığımız soundlarının biraz dışına çıkıp farklı şeyler denemek isteyebilir. Ama bir kez bunu denediğinde baktın olmamışsa ısrarla o tarzda devam etmenin ve neredeyse hepsinin birbirine benzediği şarkılar yapmaya devam ettirmenin gereksiz olduğunu düşünüyorum. Bir dönem cayır cayır rock, metal müzik yaptıklarına şahit olduğum grupların ve o gruplardan ayrılarak, müzik kariyerlerini solo devam ettiren müzisyenlerin şimdilerde elektro müzik, pop müzik yapıyor; daha doğrusu yapamıyor olması garip geliyor. Ki zaten şunun şurasında müzikal anlamda çizgisini bozmayan, her defasında ortaya iyi işler çıkartan isimler parmakla gösterecek kadar az kalmışken, hala “disko” müziği yapma isteği neden?! 🙂 Her müzik türüne ve her müzik türünü dinleyene, yeri geldiğinde rap müzik bile dinleyen bir dinleyici olarak saygım sonsuz, yanlış anlaşılmasın. 

Sound olarak birbirine çok benzer şarkılar çıktığı gibi “şarkı ismi” gibi hatta hikayesi, senaryosu gibi birbirinin aynısı işler de bir hayli fazla. Mesela; evet aşk güzel şey ama lütfen artık sevgilinize, ex aşklarınıza göndermeli, laf sokmalı, isimleri bile sadece yer değiştiren “aşk” şarkıları yapmayın 🙂

Tesadüf mü oluyor bilmiyorum ama sadece tarafımıza ulaşan şarkıları dinlediğimde – bazılarını sonuna kadar dinleyemesem de – bahsettiğim benzerliklerle alakalı çok fazla şarkıya rastlıyorum.

Bir de yaptığı müziğe değişik değişik isimler verenler var. Bana göre sadece rock ve metal müziğin türevleri (neye göre pop rock, punk rock, heavy metal, death metal… vb.) üzerine uzun uzun tartışılabilecek bir konu… Belki bunu da başka bir yazıda tartışabiliriz 🙂

“Yahu iyi şeyler de olmuyor mu?” dediğinizi duyar gibiyim. Oluyor elbette. Benim de çok sevdiğim “Kurban”ın bir sürprizle “Gülümse” gibi tarzlarından taviz vermedikleri, “hasret kalmışız böyle soundlara” dediğim bir şarkıyı bizlerle buluşturması ilaç gibi geldi. Şarkıyı dinledikten sonra, zor olduğunu bilsem de; “keşke aynı kadro geri dönseler” diyen nice dinleyiciden biriyim. Yine de hayat bu; ne zaman ne olacağı belli olmaz. Biz şimdilik şarkının keyfini çıkaralım yeter 🙂

Dijital çağda yazının yerini podcast veya video içeriklerine bıraktığı bu zamanda yazıyı okumak için değerli vaktinizi ayırdığınız için teşekkür ederim. Sürç-i lisan ettiysek affola… Sağlık ve müzikle kalın!

Hakkında Emrullah Tamer Uz

Rockistasyonu.com Genel Yayın Yönetmeni Uz Multimedya Kurucu

Diğer Haberler

Alper Kayman: “Yeni Gibi Yeniler…”

Yeni gibi yeniler… Selamlar millet; oturup: “Pandemide Müzik” başlıklı bir yazı ile boğmak istemedim sizleri. …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: