Anasayfa » Köşe Yazıları » Ah Şu Biz “Günah Keçisi” Editörler!

Ah Şu Biz “Günah Keçisi” Editörler!

Yeni bir köşe yazımdan tüm Rock İstasyonu takipçilerine ve Rock müzik severlere Merhaba!

Bundan iki yıl önce yine sitemizde o günün gündeminde yer alan ‘konser iptalleri‘nden yola çıkarak, ‘editör-menajer‘, ‘editör-müzisyen‘ ilişkilerine değinen bir yazı yazmıştım.Ve bu söz konusu yazıda sektörde karşılaştığımız problemlere değinmiştim.Tabi belki birşeylerin değişmesine vesile olur umuduyla…Maalesef ki; geldiğimiz noktada pek bir şeyin değişmemesi, hatta daha da kötüye gitmesi beni tekrar bu tarz bir yazı kaleme almaya itti.

Öncelikle bu yazımda dile getireceğim problemlerin sadece biz Rock istasyonu editörlerinin-yazarlarının karşılaştığı değil, bizim gibi farklı platformda görevli editör arkadaşların da karşılaştığı ya da karşılaşabileceği sorunlar olduğunu düşündüğümü belirtmek isterim.Peki bunları dile getirerek, birşeyler yazarak sektörü, dünyayı ben mi kurtaracağım? Elbette hayır.Ama her ne kadar farklı mecralarda bu sektör için, müzik için birşeyler yapma gayretinde olan editörlersek, herkesin elini taşın altına koyması gerektiği kanaatindeyim.

Şimdi biraz sizleri yazımın başında da belirttiğim, iki yıl önce yazdığım yazıya götürmek istiyorum.

İşimiz gereği bu zamana dek, bir çok müzisyenle, menajerle, organizatörle muhattap olduk, oluyoruz da.Tabii ki her insan bir olmadığı gibi her müzisyen ya da her menajerde bir olmuyor.Kimse kusura bakmasın ama ne kadar yoğun bir iş yapıyor olursa olsun, ‘aman ha yanlış bir şey yazmayalım, yanlış anlaşılmayalım’ diye kelimelerini, cümlelerini özenle seçtiğimiz bir metin gönderdiğimizde, bir talebimiz olduğunda olumlu ya da olumsuz hiçbir şekilde cevap yazılmamasını, daha sonra bile dönüş yapılmamasını anlayamıyorum, anlayamayacağım da…Karşımızdaki kişi kim olursa olsun olumsuz dahi olsa cevap almamız gerektiğini düşünüyorum.

İki yıl önce yazdığım yazıda bunları söylemişim ve şimdi de bu söylediklerimin sonuna kadar arkasındayım.Kaldı ki çok değil daha bir ay önce bu problemlerle genel yayın yönetmeni ve editör arkadaşımız tekrar karşılaştı ve kendisi de yazmış olduğu köşe yazısının son bölümünde bu soruna değindi.Merak edenler o yazıya buradan ulaşabilir.

Biz editörler, menajerler ile genellikle sorumlu olduğu müzisyen-grupla Röportaj gerçekleştirmek ya da konserlerde, festivallerde kulis için kendileriyle diyalog kuruyoruz.Af edersiniz eşek başı olmadıkları için olması gereken de bu.Buraya kadar sorun yok.Fakat sorun bundan sonra başlıyor.Ne yazık ki bu tarz taleplerle gittiğimiz menajerlerin bir çoğundan olumsuz dahi olsa hiçbir şekilde dönüş alamıyoruz.Buna bazı organizatörler de dahil.Tuhafıma giden, bu sektöre yeni başlayanları tecrübesiz ve henüz yolun başında oldukları için anlarım da, yıllardır bu sektörün içinde olan, oldukça tecrübeli menajer ya da organizatörlerin de aynı şekilde davranmasına gerçekten anlam veremiyorum.

Sanatçıya-gruba bakıyorsun ego sıfır olan insanlar, müzisyenler; menajerine bakıyorsun ego’sundan geçilmiyor.Elbette iş gereği birşeylerden taviz vermemek, disiplinli olmak zorunda buna itirazım yok; ama umursamamazlık deyim yerindeyse sallamamazlık apayrı.Tabi herkes aynı değil, lafım meclisten dışarı…

Gelelim müzisyen-gruplarla ve hatta yönetmen-yapımcılarla olan sorunlara…

Rock İstasyonu olarak 8 senedir herhangi beklenti içinde olmadan, en amatöründen en profesyoneline, hiç bilinmeyen isimlerden en bilinen isimlere, yaptıkları işlere klip ya da albüm haberi olsun kayıt, mix-mastering, prodüktör, yönetmen bilgilerine kadar yer vermeye çalışıyoruz.Ve yine bu zamana kadar yaptığımız hiçbir haber sonrası gidipte bir müzisyen yada gruba “Ya biz sizi haber yaptık ama yaptığımız haberi hiç paylaşmamışsınız” diye sormadık, sormayız da.Haber yaptığımız isim hiçbir habere reaksiyon göstermiyorsa o zaman haberini yapmak için iki defa düşündüğüm-düşündüğümüz oluyordur.Rock İstasyonu‘nun vizyonunu henüz idrak etmemiş, edememiş olan müzisyen, prodüktör, yönetmenlerin gelip de “bizim ismimiz niye geçmemiş” gibi sorular sormasını da anlayamıyorum.

Yine tekrarlamak gerekirse; bu yazı Rock İstasyonu‘nda yayınlanıyor olsa da, birçok editör-yazar dostumuz, arkadaşlarımızın da bu durumlarla karşılaştığına ve bizler gibi birer ‘Günah Keçisi (!)‘ olduklarına eminim.

Müzisyen ya da grupla ilgili bir haber yapıyorsun ya da bir albüm-festival yazısı yazıyorsun, tüm sosyal medya hesaplarında paylaşıyorsun, yeri geliyor bahsedilen müzisyen ya da grubun kendisini etiketliyorsun ama gel gelelim ne bir etki var, ne bir tepki.Kimse kusura bakmasın ama ben bu tarz müzisyen ya da grupların egoist olduğundan başka birşey düşünmüyorum.Yoğunluk, görmedim duymadım gibi şeyleri bahane olarak görüyorum.Hepimizin işi gücü var, hadi birini görmedin gözünden kaçtı, ya diğeri?..Ha gerçekten çok yoğunsanız ve sosyal medya hesaplarınızı siz yönetmiyor, sosyal medya sorumlularınız var ise, o zaman onları değiştirin.

8 yıldır sektörün içinde editör biri olarak çok şey gördüm.Röportaj teklifimizi kabul edip, cevapları göndermeyenini de, ‘kusura bakmayın ben bu soruları defalarca cevapladım‘ deyip cevapları göndermeyenini de, gerçekleştirmek istediğimiz bir proje için grubun birinden video talebinde bulunduğumuzda ‘s*ktirin gidin, başka bir gruptan isteyin video, bir haberimizi bile yapmadınız amk‘ diyenini de, düzenlemiş olduğumuz ‘Yılın En İyileri’ anketinde ‘bak anketi usülüne göre yapmayın, yarın öbürgün sizin işinizi görecek isimleri birinci gösterin, gerçek sonuçları açıklamayın‘ diyenini de gördüm.Daha şu an hatırlayamadığım başka konularda mutlaka vardır, bunlar ilk aklıma gelenler.Ve maalesef bu tarz insanlar hala daha bu sektörün içinde ve bazıları şu an iyi yerlerde, bazıları da tarih oldu…

Ben artık uzun yıllardır rock müzik için çok emek vermiş, fedakarlık yapmış biri olarak menajer olsun, müzisyen olsun, yönetmen-yapımcı olsun, editör olsun.Egoist insanların bu camiada barınıyor olmasından ve bu şekilde iyi yerlere geliyor olmalarından son derece rahatsızlık duyuyorum.Bu yazı da bu rahatsızlığın bir dışa vurumuydu aslında.

Olumsuzluklar dışında son zamanlarda rock dünyasında birbirinden başarılı şarkıların, albümlerin, kliplerin yayınlanması, festivaller gerçekleşmesi-gerçekleştirilmeye çalışıyor olması gibi güzel şeyler de oluyor elbet.

Umarım insanların egolarında, para hırsında boğulmadığı günler de gelir ve bizler de yine müzik adına elimizden gelenin en iyisini yapmaya ilk günkü istekle devam ederiz.

Şimdilik hoşçakalın, müzikle kalın! 🙂 

Hakkında Tamer Uz

Tamer Uz
Rockistasyonu.com'da Kurucu ve Yönetici

Diğer Haberler

VEGA Çanakkale 6:45 Kaybedenler Kulübü Konseri

Merhaba Rockistasyonu.com takipçileri, Rock müzik severler ve benim gibi Vega hayranları 🙂 Cuma akşamı (26 Ekim), …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir