Anasayfa » Röportajlar » Babür Örtegen » Röportaj

Babür Örtegen » Röportaj

Rockistasyonu.com: Öncelikle sizinle bu röportajı yapmaktan onur duyduğumuzu belirtmek isteriz.

Rockistasyonu.com: Babür Örtegen öyle bir isim ki; Türkiye’nin Heavy Metal Tarihinde 3 büyük isim (Metafor, Metalium, Devil) olan gruplarda yer almış ve bu müziğin ilk müzisyenlerinden…80’li yıllarda ülkemizde heavy metal nasıldı ve tabi ki o yıllardan, o efsane yıllardan bizlere bahseder misiniz?

Babür Örtegen: İçinde var olduğum için saatlerce konuşup sayfalarca yazabilirim ama işinin ehli bir sosyolog bu konuya adam gibi el atsa da kitabı yazılsa ne güzel olur.O yıllarda da her şey tozpembe değildi aslında.Bizim de içimizde iyisi kötüsü, sakini sinirlisi, bir ton renkte adam vardı.En önemlisi de alet edavat olsun,kayıt olanağı olsun, plak kaset olsun yoksunluk vardı ve ailelerimiz dahil toplumdan çok dışarda olmanın getirdiği çoğu zaman aşırı tepkilerle de baş etmek zorundaydık.Ben kendi gözlemlerimle o yılları iki kelime izah edebilirim: TUTKU ve HEVES! Tabi burada yetişme tarzımızdan, şehrin çok daha yaşanılır olmasından, 80’li yılların nükleer savaş geriliminden ve apolitizisminden, kapitalizmin yükselişinden, darbe sonrası gençliğinin arayışlarından, Türkiye’de bir çok şeyin yokluğundan bahsetmek gerek.Çok fena uzar konu.Benim çevremde bu işi çok ciddiye alan, yaptığını adam gibi yapmak için durmadan öğrenen insanlar vardı.Ne çalarsa çalsın gerçekten öyle bir özümsemişlik görüyordum ki; müzisyen olmadığı halde sadece heves için o işi yapmaya çalışan adamlar bile yaptığı şeyi çok çok iyi özümsemişlerdi ve herkes üretmek için çabalıyordu.Dinleyici olsun müzisyen olsun ciddi arşivi olan ciddi adamlar vardı.Ne kadar farklı yerde durursak duralım birbirimize olan desteğimizi biliyorum.Tanımadığım insanların bile benim üzerimdeki itici güçlerini unutmam mümkün değil.O dönemi bu kadar efsane kılan bu bir arada olmaktan keyif alan ve asla pes etmeyen ruh.

Rockistasyonu.com: Peki Babür Örtegen o yıllarda en çok kimlerden etkilenmiş ve heavy metal yapmaya karar vermişti?

Babür Örtegen: O kadar çok ki.Hangilerini yazsam bilemiyorum.Eksik bırakıp üstadlarımın hakkını vermemezlik etmek istemem doğrusu ama, metal özelinde bir sınırlama yapmam istendiğine göre ve dönemin önemli isimleri de düşünülürse Wasp, Kiss, Dio, Scorpions ve Iron Maiden tabi ki.Albüm olarak 2 albüm çok etkiledi: Judas Priest’in ‘Turbo’ ve Motörhead’in ‘Orgasmatron’.Ama ilk dönüşümüm 1984 yılında Zz Top Eliminator albümünü dinlemem ile oldu.Albüm 1983 tarihli diyenler olacak şimdi.Doğrudur ama o zaman anca bulup dinleyebiliyorduk.Hala da Zz Top en favori grubum.Onlar daima başkalar benim için. Thrash içinse Slayer çok itici bir güç oldu.

Rockistasyonu.com: Ve Metafor…Dönemsel olarak yetişemediğimiz ve sizin de en sevdiğiniz grup olan Metafor’dan bizlere bahseder misiniz?

Babür Örtegen: Bahsedemem! Şaka bir yana o kadar özel bir gruptan bahsediyoruz ki, ben çaldığım için çok abartıyormuşum gibi bir durum çıkabilir ortaya.Ama o dönemde onları bilen ve aklı başında olan herkes bir başka seviyede olduklarını, arada kalmışlıklarını bir şekilde ifade edeceklerdir.Türkiye’de bir dönem Worldclass Thrash yapılmıştır diye bir iddia varsa o iddaanın nedeni olacak grup Metafor olur.Hazy Hill’in de hakkını yemeyelim bu arada.Benim diyeceğim, herşeyleriyle o müziği yaşayan adamlardı onlar.O kadar ki fazla geldi, bir de Hole in The Wall ekolünü de yarattı o grup.O kadar fazla güzel şey ifade edebilirim ki burada…yazık oldu diyerek bitireyim.

Rockistasyonu.com: Metafor, o yılları yaşamış bir çok kişiden duyduğumuz kadarıyla efsane olarak anılan ve bizimde ‘ah keşke izleyebilseydik’ dediğimiz ilk Thrash Metal gruplarımızdan.Peki bu efsane grubun tekrar bir araya gelme ihtimali var mı?

Babür Örtegen: Onu Kemal Kut’a sorun 🙂 Kişisel çok şey diyebilirim ve kırıcı da olabilirim bu konuda.Genele bakıncada geri dönmesinin dinleyici açısından beklenir olup olmadığı ya da anlamı olup olmadığı gibi konuları düşünmek gerek.O yüzden ”ben şahsen çok isterim” diyerek noktalayayım şimdilik.

Rockistasyonu.com: Metafor’un yanında birde elbette kariyerinizde yeri çok özel ve yine Thrash Metal türünün ilk isimlerinden Metalium’dan bahsetmeden olmaz.Bizlerle biraz o yılları da paylaşır mısınız?

Babür Örtegen: Benim ilk ciddi müzikal hayatım.Daima güzel şeylerle hatırlayacağım bir dönem.Özellikle Sadi’ye beni o gruba kattığı için çok özel bir teşekkür iletmek istiyorum.Mazhar ve Cem (Tan) de çok samimi ve içten bir kabul ve grup arkadaşlığı gösterdiler.İlk deneyeyimimi böyle güzel bir ortamda geçirmemi sağladıkları için onlara da çok teşekkürler.Tabi gene çok fazla şey demek mümkün ama, o günleri bir kaç kelime ile anlatmak gerekirse; arkadaşlık, samimiyet, amatör ruh, daha iyi olmak için çabalamak, tatlı rekabet, parasızlıktan otobüse bile binemeyip bir ton yol yürümek diye özetleyebilirim 🙂

Rockistasyonu.com: Thrash Metal Tarihimizin iki büyük grubunda çalmış, bu müziğin bu ülkede var olmasında büyük rol oynamış usta bir müzisyen olarak, şunu da sormak isterim size.Metalium yılar sonra geri döndü ama arada yine de baya yıllar var.En son albümlerinden bu yana, bildiğim kadarıyla Metafor’da bir ara farklı bir kadroyla yeni bir şarkı yayınladı, fakat sorum şu; Eğer Metalium ve Metafor hiç ara vermeden devam etseydi, bugün bu iki grup için nasıl olurdu?

Babür Örtegen: Sempozyum düzenlesek, özel bir program dizisi yapsak yeri var bu konunun 🙂 İşin doğrusu asla bilinemez tabi, devam etselerdi ne olurdu.Bir ton etken var insanların, grupların hayatını etkileyen çünkü.Bir tahmin yapmam gerekirse Metallium sonraki kadrosuyla olabileceği kadar oldu.Hatta potansiyelini de geçti diyebilirim.Benim dönemimdeki kadro kalsaydı hatta sadece Sadi (Çöğür) devam etseydi bile diğerlerinin ona uyabilmesiyle çok acaip bir potansiyel taşıyor olacaktı, müzikal ve seyirci olarak her anlamda.Ben genel bir bakışla olabileceğinin çok altında kaldığını düşünüyorum.Metafor ise bambaşka bir konu.Ben Türkiye’de çok fazla gidebileceği bir yer olduğunu düşünmüyorum.O zaman da, bu zaman da müzikal olarak tamamen kendi kendine kalmış bir grup.Kendi yapabildiğininin ne olduğunu kendi bile bazen anlamakta zorlandığını gördüm.Mesela Örgün efendi kendi çalabiliyor diye yaptığı işleri küçümseme eğiliminden hala kurtulamadı.Onun çalabildiklerini çalan hala çıktı mı hiç emin değilim.Metafor’u en önce bu yaktı.Ama yakmasaydı bile genel toplumsal yapımıza bakarak diyebilirim ki ufak bir öz kitlesi hariç pek yaygın bir grup olamayacaktı.Tek şansı yurt dışında olmak olan bir grup idi bence.Müzikal ruhu ve kabiliyeti çok ama çok öte bir grup olarak varoldu.Bir dönem parçası olduğum için çok şanslıyım.

Rockistasyonu.com: Dünyada Thrash Metal’in ilk grupları için kullanılan Big Four tanımı var (Metallica, Megadeth, Slayer, Anthrax), hatta bu kadro bir araya gelip dünya’yı bile turladılar.O yılları yaşayanlar bizimde Big Four’umuz Pentagram, Metalium, Metafor ve Hazy Hill‘di der.Mesela şöyle bir hayal etsek bu 4’lü bir araya gelse ve yeniden konserler serisi yapsa nasıl olur?

Babür Örtegen: Tahmin yapmak çok zor.Şimdiki zamanlara ait insan davranışı profili bu konuda ümit verici olmaktan epey uzak görünüyor.İnsanlar çok çabuk tüketiyorlar ve maaşallah herşeyi çok biliyorlar!!! O yüzden, bir süre epey ses getirse bile çabuk bir şekilde sönümleneceği yönünde bir tahminde bulunabilirim.Umarım bu dörtlü – hatta fazlası – toplanır ve isterim haksız çıkayım.Bu arada bu Big Four ya da Best Guitarists Of All Time gibi şeyleri saçma buluyorum onu da ekleyeyim.Böyle sınırlamalar olamaz, olmamalı bu tip konularda.

Rockistasyonu.com: Ve gelelim Devil’a…Çok uzun zamandır ilk Heavy Metal gruplarımızdan Devil’da çalıyorsunuz.Öncelikle Devil ile hikayeniz nasıl başladı biraz bunu sizden dinlemek isteriz?

Babür Örtegen: Aslan Han’da lay lay lom müzik mağazasının küçük bir şubesi vardı.Bizim Metallium Sadi orada duruyordu.Ben de arada ona gidip geliyordum.Sohbet aralarında 1-2 tıngırdatıyorduk kendi aramızda.Derken bir gün sağolsun Sabahattin abim geldi benimle konuşmak istedi.Tekrar toparlanma düşüncesinde olduklarını ve – o zaman sağ idi – Ercan Birol ile uzaktan takip edip beğendiklerini ifade etti.Güzel bir davet aldım kısacası.İşte böyle yola çıktık Devil ile.

Rockistasyonu.com: Devil’da 2000 li yıllarda yeniden aktif ve Whisky ile Kadıköy’de bir kış günü mükemmel bir konsere ardından da izleyen süreçte bir kaç konser verdiniz.Arada yine bir kaç konser girişiminiz oldu ama mevcut şartlardan dolayı iptal oldu.Ve şu sıra bir konser hazırlığındasınız.Devil ile 2000’ler nasıl geçiyor ve planlarınız neler?

Babür Örtegen: Özellikle Ercan rahmetli olduktan sonra ciddi bir süre travma yaşadık.Ben de farklı bir hayat kurmak için Kuşadası’na yerleştim ve uzaklaştım.Uzun bir aradan sonra tekrar konserler için toparlanmayı düşündük ve bir kaç konser verdik.Genel olarak sakin diyebilirim.Zaten konser mevzu biraz sakinleşebilir artık.Ama müzik hızar gibi olmalı o başka 😉 Planlar demişsin.Ben şahsen Devil’de olmaktan gurur duyuyorum ama konserlerde gördüğüm ilgisizlik grubun devam etmesi açısından epey şüphelenmeme yol açtı açıkçası.Bireysel bir proje var kafamda.Hedef Türkiye değil artık.Olursa senede 3-4 yurt dışı festival tarzı bir proje.İstediğimi istediğim adamlarla yapacağım yarı amatör bir oluşum.Tabi devam ettiği kadar Devil ile de var olmayı düşünüyorum.

Rockistasyonu.com: Thrash Metal Tarihimizin iki büyük efsane ve Heavy Metal Tarihimizin ilk gruplarından olan çok büyük 3 grupla metal Tarihimizde önemli bir rol oynayan çok usta bir müzisyen olarak 2000’li yılların Yerli Metal piyasasını nasıl buluyorsunuz ve kimleri beğeniyorsunuz ve genel hatlarıyla eleştirileriniz?

Babür Örtegen: Ben çok feci eleştiri yapanlar gördüm ve görüyorum.Haklı yanlar var tabi ama bir yerde yanlış giden bir şeyler varsa burada bizim de yanlışlarımız var diye düşünüyorum.Bir de şu rock medyasında adam gibi müzik/en sıkı müzik diye gençlere sunulan saçmalıklar silsilesi varken neden genç gruplara bu kadar eleştiri anlamak mümkün değil.Bunlara rağmen benim gördüğüm çok iyi gruplar var aslında.Tek tek bakarsan taş gibi çalan genç arkadaşlar da var.Benim müzisyenler açısından gördüğüm mental sıkıntılar üç yönde: ya çok fazla aynı tarzın tek tip grubuna yönelik çalışıp genel müzikal bilgininin çok eksik bırakıldığını görüyorum ya da birbiriyle alakasız şeylerin hepsini çalmaya çalışıp yönünü kaybetmiş ya da kaybetme adayı arkadaşlar görüyorum.Bir de beste grubu olacağız deyip bar grubu gibi nerdeyse tamamen cover saplantısı ile çalışıldığını görmekteyim.Bu noktaları irdeler ve adam kayırma hastası, kulak yoksunu rock medyamızı aşarsak çok daha güzel bir müzik ortamı doğuracak potansiyeli var şimdiki kuşağın.

Rockistasyonu.com: Bir Thrash Metal Bass Gitaristi olmak isteyen gençlere neler söylemek istersiniz.Bu Müziğe en doğru şekilde çalmak isteyen gençler neler yapmalı ve nasıl bir yol izlemeli?

Babür Örtegen: Tarzlar var evet ama müzik/müzisyenlik belli ortak bilgileri belli değerlere katarak oluşan ve icra edilen bir şey.O yüzden thrash ya da metal özelinde bir takım öneriler yapmak yerine enstrümanı, metronomu ve tuşeyi öğrensinler.Başka müzikler dinlesinler ve özümsesinler derim.İyi bir metal icracısı olacağım diyorlarsa blues, rock’n roll ve hatta punk temellerini çok çok iyi alsınlar.Oradan da Black Sabbath, Deep Purple gibi bu işi başlatan adamları kavrasınlar derim.Şu anda dinledikleri adamlarda böyle yetişiyorlar ve ustalara saygıları var.Burada bunu göremiyoruz, çünkü adamların öz kültürü zaten öyle.Adam orada Elvis ile, Beatles ile büyüyor.Burada fasıl ile Sezen ile büyüyor.Dolayısıyla da o adamın belirli bir yaşa geldiğindeki yatkınlığı ile buradaki adam arasında bizim farkedemediğimiz ama varolan bir uçurum var.Bizim burada o yolu kendimizin farkedip açması gerekiyor maalesef.Kısacası iyi metal icrası ve üretimi için müzikal kavramışlığın son derece ideal bir noktasına gelmek gerekir.Ha gitara distorsion bağlayıp davula abanınca da oluyor hissi veriyor tabi ama burada adam gibi iş çıkarmaktan söz ediyoruz.Bir de illa ki aktif  gitar olacak diye bir kanun çıkarmış gençler.Öyle bir şey yok.İyi çaldıkca her enstrümanla da öküz gibi metal çalabildiğinizi göreceksiniz ey gençler.Özellikle de basçılar 🙂 

Rockistasyonu.com: Kariyerinizin ilk yıllarından bugününe dek sizi en çok heyecanlandıran ve unutamadığınız en özel an hangisiydi?

Babür Örtegen: Köprüaltı Kemancı’da Metafor’a girdiğim akşam.Çok özel bir grup idi gerçekten.Örgün ve Kemal de çok özel müzisyenlerdi (hala da öyleler).Kendimi çok özel hissettirmişlerdi bana.Bu vesile ile kadim dostlarıma buradan teşekkürlerimi ileteyim.

Rockistasyonu.com: Ve elbette sizin gibi çok usta bir müzisyen’e şunu da sormak isterim.Ben aynı zamanda bu dönemde son 20 yıldır müzik yapmaya çalışan biriyim, fakat bir metal müzisyeni olarak 80’lerdeki o ruha hiçbirimizin erişmediğini düşünüyor ve 80’li ve 9′ lu yıllarda bu müziğin çok özel ve aşılamaz derecede üretildiğini düşünüyorum.Üstelik onca zorluklar içinde..Son yıllarda onca teknolojik gelişmeler yaşasak ve müziği insanlara daha kolay ulaştırsak bile, o yılların çok farklı bir ruhu olduğuna inanıyorum.Size göre o yılları bizlere böyle hissettiren şey nedir ve bu dönemler neden o ruhu yakalayamıyor?

Babür Örtegen: Cevabını yukarıda vermişsin işte 🙂 Ben eksiği tamamlayayım.İnsan ilişkileri.Teknoloji eksikliğinin ve bir çok yoksunluğun beraberinde getirtiği o samimi, saf arkadaşlık.Tabi ki her şey o kadar idealize edilecek gibi değil asla ama bugünkü gibi de değil.Ben o dönemlerin ruhunu yakalamak çok da gerekli mi o kadar emin değilim.Ya da bizim dönemki kadar gerekli mi.Ben her dönemin kendi dinamikleri olduğunu düşünüyorum.Bu dönemki dinamikler dünya’da olsun burada olsun çok farklı artık.Nacizane benim fikrim hem bu dönemin ruhuna uyan, hem o dönemin ruhuna uyan ve hem de her iki dönemi çeşitli oranda harmanlayan tarzların birlikte bir arada var olacağı bir ortam yaratmayı düşünmeli gençler.Saçma ikilemlerle beynimizi sakatlayan sınırlamalardan kurtulmalıyız.Eski iyi -şimdi ruhsuz ya da eski sıradan, basit- şimdi kompleks, insanüstü gibi gereksizliklerden kurtulmalıyız.Gerisi zaten doğru düzgün gelecektir.

Rockistasyonu.com: Babür Örtegen her daim gençlere destek olmasıyla ve ara ara gençler ile sahneye çıkmasıyla da tanınan bir isim.Fakat bir kesim var ki hem gençlerden kopuk hem de gençler onlardan.Bu konuyu nasıl değerlendiyorsunuz?

Babür Örtegen: Ben dışadönük biri olmayı seviyorum ve her dönemin kendine has bir ruhu olduğunu kabullenmeye çalışıyorum.Bilgiyi ve deneyimi daha genç insanlara düzgün bir iletişimle iletmenin hala önemli olduğunu düşünüyorum.Sanırım gençlerle uyum konusunda o yüzden iyi görünüyorum.Bu soruyu benimle belli bir vakit geçirmiş genç arkadaşlar cevaplasa daha iyi olur aslında.İyi yaptığımı düşündüğüm ama belki de yanlış yaptığım şeyler vardır, onları görürüm.Ya da eksik olduğum, unuttuğum şeyler de vardır, onları ifade ederler.Bu kadar samimiyet kurmayanlara gelince; o da onların kendi hayat anlayışı diyebilirim.Hangi yaşanmışlıklar, karakter özellikleri bu yola sevkediyor anca onlar bilir bunu.Ben yargılamayı seven ve hak gören biri olmadığım için fazla da yorumlamayayım bu uzak durma hadisesini.

Rockistasyonu.com: Sevgili Babür Örtegen, sizin gibi bir ustayla Rock İstasyonu Ailesi olarak röportaj yapmaktan onur duyduğumuzu bir kez daha belirtmek isteriz.Bizlerle paylaştığınız her şey o kadar değerli ki, bu röportajı okuyan başta metal müzisyenleri olmak üzere tüm herkese ışık tutacağına eminiz.Size sonsuz teşekkür ediyoruz ve son olarak bu satırları okuyan dostlarımıza neler söylemek istersiniz?

Babür Örtegen: Çok şey var denilecek.Ne yazık ki bir ton hatalı veri dolanıyor ortalıkta.Belli başlıklar altına toparlayayım ve nasihat verir gibi olacak tondan dolayı okuyucunun affına sığınayım.Müzikleri, müzisyenleri ve grupları birbirleriyle yarıştırmayın.Hiç bir müzik tarzının yaşı yoktur.Her yaşta neden hoşlanıyorsanız onu çalın.Ortalıkta gereksiz bir 15’e kadar düz rock, 30’a kadar metal, 30’dan sonra caz, blues çalınır gibi saçma sapan bir gelenek var.Direk çöplüğe atın.Hatta tuvalete atıp sifonu çekin ki layık olduğu yere, lağıma gitsin.Tarz müzisyeni olmaya çabalayın ve kendiniz bir stil sahibi olun.Onun tonu, bunun gitarı,şunun efekti değil, asıl değer sizsiniz.Ne çalarsanız çalın müziği en azından temel olarak iyi öğrenin.Metronom’u aman ha ihmal etmeyin.Ton ve volüm sağırı olmayın.Kullandığınız ton doğrumu ve gruptaki diğer enstrümanlarla uyumlu mu dikkat edin.Ve tabi konser demek, prova demek sesi sonuna kadar açmak demek değildir.Enstruman fanatizmi yapmayın.Neyi çalıyorsanız ona uygun olanı ve gerçekten iyi yapılmış enstrümanı seçmeye çabalayın.İmajlarla değil bilgiyle seçim yapın.İmkan olunca da onu alın.Enstruman, ampli vb konularda geçmişi bilerek, dünyadaki gelişmeleri takip ederek kendinizi yetiştirin.Piyasamızda, orada burada size sunulan o aptal hazır reçetelerin konformiznimine kapılıp beyni erkenden stop ettirmeyin.İnternet çağındayız deniyor ama çağın neresindeyiz deyip yabancı forumlarda gezinin, insanlara sorun, yazılanları okuyun, kültür edinin.Bunu dünya’ya ve farklı sanat dallarına açık bir zihinle birleştirmeye çabalayın.Zeka oyunlarından en az birini öğrenin ve belli aralıklarla -tercihan dostlarınızla- oynayın.Sevgiyi asla azaltmayan pozitif bir ruhla yaşamaya çabalayın.İçinizde bitmeyen bir kötülük  yapma, nefret, kıskançlık hissi varsa o zaman onları müziğe yansıtın.Sanat ile tedavi edin ruhunuzu.Müziğin sonsuz evrenindeki minicik bir toz zerresi olmaktan gocunmadan o evrenin güzelliklerinden keyif almaya bakın 🙂 Ha bir de müzisyen arkadaşlaaar : TUŞE! TUŞE! TUŞE!

Hakkında Gökhan Toker

Diğer Haberler

FLÖRT » Röportaj

690 Sevilen Rock gruplarımızdan FLÖRT ile Çanakkale Joker Bar‘da Röportaj gerçekleştirdik. Röportaj talebimizi geri çevirmeyen grup …

Yorumlar

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: